BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS »

25 Ekim 2010 Pazartesi

Tanıdık yüzler vardı düşümde
Tanıdık yüzlerden tanımadık haller,
Uyanınca durup biraz düşündüm de,
Kimi tanıyoruz diye,
Sustum…
Düşüncelerim de sustu.
Gözlerimi yumdum,
Tekrar uyudum.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Nirvanaya kalkan dolmuş


Kıvrımlı, karanlık bir çıkmazdan gelir, kaos, stres ve nicesini sanki bir tüymüş gibi okşar geçer, kalabalığa dokunur, lakin o kalabalıktır ki anlamaz ne olduğunu, onca keşmekeş bastırır o dokunuşu, hissiyat kaybolur, buzlu gören gözler hissetmezler ılık dokunuşu, nezle olmuştur ademoğlu kokusunu almaz miski amber tüten dumanının. Bu dolmuşun yoktur ne bir klarksonu ne de şöförün yüksek sesle dinlediği arabesk müziği,katlanamaz yolcular gürültüye, sessizdir taşcasına. Ücretler değişkendir, yerler de öyle… kimi kırk yılını verir binemez kimi 40 saniye sonra atlar hüzünlü bir heyecanla. Ön koltuklar yaşlılara ve hamilelere falan verilmez, zaten yaşlı binen gençleşir, yüklü olanın yükü yol alır. Hesaplar dolmuşa binmeden önce gümüş bir kuş kanadında gelir o yüzden sokan olmaz elindeki parayı kulağının dibine. Bu dolmuş öyle bildiğimiz dolmuşlara benzemez keza hiç dolduğu da görülmemiştir,o metal yığını benzinle çalışan hırıltılı hurdalardan değildir. Yüzlerce yılkının çektiği 4 nala yol alan bir payton düşünün ucu bucağı yok, dut ağacından yapılmış, kenarındaki güller güneşe değil yolculara bakarlar. Büllerler ötsün mü yoksa lal olup susun mu bilemezler. Arada yılkılar şaha kalkar tekmili birden öyle asildirler ki insan yol olup altlarına serilmek ister. Aklı kıt insan oğlunun ermez aklı bu güzelliğe, anlayamaz sadece tepki verir, bazen güler, bazen bağırır bazen de ağlar. Bunca güzelliğin arasında kendine yer yokmuşcasına geçirir tırnaklarını kendine. Yırtar, yırtılır. Bön bön bakar fakat öyle bir pür dikkat kesilir ki dersiniz duvarın arkasını görür. Bir gördüğü vardır elbet ama duvarın arkasındakine değil gözünün önündekine bakar. Bunca şeyi anlayamız akıl, setler örer bize bu sebeptendir nerde aklını kaybetmiş birini görsem elini tutup anlatmasını istemek geçer içimden. Derim belki o çeker beni bu düzenin içinden…