BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS »

28 Ocak 2010 Perşembe

NAZAR


Rabbim kem gözlerden korusun hepimizi potansiyel takipçilerim geçenlerde vuku bulan bir olay üzerine bugün sizlerle nazar konusunu irdeleyeceğim. Şu medeniyet ne istemez, haset ve fesat kem gözler sarmış dört bir yanı, sen gel kolaysa iyi insanlar tanı. Uzun lafın kısası bana değmez, yok efendim neyim var da nazar edecek deme. İnsana, hayvana, hatta eşyaya bile nazar değebiliyor. Eee değerse değsin nolcak diyebilirsiniz amma ve lakin nazar insanı öldürür, hasta eder süründürür maazallah. Bir de kendine nazarı değenler olabiliyormuş. Ben bu gruba girebilirim çünkü kendimle baya barışık ve de aşığım sayın barış çubuğu takipçileri, Yani insanın kendini sevmesi, kendine güvenmesi gayet güzel bir olay fakat böyle dezavantajları da olabiliyormuş benden uyarması. Kafa ütüleme diyebilirsiniz. Bu kadar hayırsız kelamları etmemin sebebi de sizleri uyarmak. Uyardım şimdi de çözümleri.
• Nazar boncuğu: Şekil itibariyle göze benzediği için göz boncuğu da denilen nazar boncukları İslamiyet öncesi Türk geleneklerinden birisi, kötü gözlerin dikkatini boncuğa yöneltmesi sonucu negatif elektrikten vücudun etkilenmemesini sağlamak amaçtır. Bence de gayet etkili bir yöntemdir keza dikkati ilk çeken nesne olarak nazarın keskinliğini hafifletir.
• Kıç kaşıma: ne kadar etkili tartışılır fakat en yaygın nazar koruma yöntemlerinden biridir. Sanırım insanın kıçını kaşıyarak nazar edecek olan insanda iğreti bir durum oluşturup ilgisini alaşağı etmek üzerine kurulmuş bir uygulama. Bence çok ilginç. Bu ilginç yöntem için hep birlikte kaşıyoruz malum yerlerimizi. 3 2 1 kaşıııııııııııııııııııııııı…..:D…
• Çörek otu: Anadolu kökenli bir bitkidir, buradan Suriye, Mısır ve diğer Afrika ülkeleri ile Hindistan’a yayılmıştır. Çörekotu bir yıllık otsu bir bitkidir, tohumlarından çoğalır. Genelde unlu mamüllerde kullanımına rastlıyoruz biz lakin ilaç, kozmetik gibi çeşitli alanlarda da kullanılmakta. Bizzat yetiştirmiş biri olarak çok güzel bir bitki olduğunu ve sağlık için olmazsa olmazlar arasında bulunduğunu bildirmekten kıvanç duyarım sayın çörek otu sever okurlarım lakin nazarla nasıl bir alaka kurulduğunu bilmemekle birlikte bu kadar kıymetli bir bitkinin herhalde ona da iyi geleceği düşünülmüş olabilir. Şunu da söyleyeyim şekil ve koku itibariyle de gizemli bir bitki olduğunu 6. hissi gelişmiş olan takipçilerim anlayabilirler.
• Ökse otu: ökse otu da kısa boylu bir bitki olmakla birlikte yabani olarak karşıma çıkmıştır hiç yetiştirildiğine şahit olmadım kendiliğinden yetişir ve aynen çörek otu gibi tohumları vardır ama tohumları daha iridir. Ve Anadolu da kapıların üstlerine asılmak suretiyle nazardan korunulur.
• Cıva: Hiç anlayamadım ama tabiatta bulunan tek sıvı metal olmasına yoruyorum.
İşte böyle sevgili nazar sevmez takipçilerim kültürümüzde böyle enteresan korunma yöntemleri bulunmakta bir de koyun bağırsağı varmış zamanında ama o başka istenmeyen bir durumdan korunmak için kullanılırmış :D. Nazar için İslamiyet’te dualar da mevcut sayın dua sever canlarım ama ben size kendi ellerimle bir dua hazırladım. BarışÇubuğu yapım gururla sunar :

Üstümde bir nazar, bilmem bu nazarları bana kimler yazar. Nazar olan adem oğlu gündüz sızar gece gezer. Velhasıl kelam nazar pek bir illet hatta lanet mi lanet, Rabbim beni böyle kem gözlerden uzak et. Nazar edenin dili dursun gözü baksın kapımda affıma nail olmak için kıçına kütük tıksın…

25 Ocak 2010 Pazartesi

Kar mı?, Kum mu?



Kumdan kaleler mi? Daha neler onun modası geçeli çok oldu artık kardan kaleler popüler hem öyle bi rüzgar ya da bi dalgayla bertaraf olmuyorlar, bir sezon ayakta kalma garantisi ilişiğinde hizmetinize sunulmakta. Aslında daha da mantıklı; başlama tarihi belli bitiş tarihi belli hem malumunuz mevsim kış, kar ayağımıza kadar geliyor. Yok öyle bu yaz tatili nerde geçirsek, hangi kumsalda kalelerimizi konuşlandırsak tasası. Kum sıcak belki, belki kaynatıyor kanları lakin kar beyaz, kar neyse o.
Kum zevk, kar hayat. İnsan zevklerine yenilip hayattan vazgeçer mi? biri yalın ayak, öbürü sahibi toprağın.Biri aşk, diğeri mantık. Biri yaz, öteki kış. Seçim yapmak kolay gibi görünse de aksine çok ama çok zor. Zaman ve mekanla alakalı biraz da. Uludağ’a kayağa gidip güneşin kavurucu yüzünü görmek, ya da tam tersi çeşmede yanarken o canım kar billurlarının üstünüze düşmesi gibi.
Ve alışmak duruma biraz. Kanıksamak hali, özümsemek çaresiz bekleyişleri; bu etkenler yaptıran seçimleri, popülerlik lafın gelişi.
Peki ya ne yapmalı? Vallahi merhemim olsa kel kafama sürsem durumları. Benim de işin içinden bir türlü çıkamadığım durumlar.

Ps:yahu ne saçmalıyorsun bibok anlamadım diyebilirsiniz herkimseniz bir daha oku belki anlarsın belki de anlamayıp avam bir lafla geçiştirirsin bu yazıyı ;)…

Fenike portakalı bunlaaarrrr…


Hey ahaliiii bugün pazara gittim : D… soğuğun etkisi baya bi hissediliyodu Pazar boş, fiyatlar da biraz nahoştu… Üstelik sebze ve meyveyi soğuk, müşteriler gibi olumsuz etkilemişken. Tüm bu olumsuzluklara rağmen sıcak evin üstümde oluşturduğu kabuğu kırıp dışarıya, soğuk pazarın soğuktan mıdır bilmem yerlerinde durmayan Eskimo kılıklı ev sahipleriyle cebelleşmeye çıktım. Dediğim gibi Pazar bugün tenhaydı sanki kırk yıldır Pazar alışverişi yapıyorum gibi anlattığıma bakmayın birkaç kez gitmişliğim var lakin bu tenhalığı fark etmemek için âşık olmak lazım ki baktığını görmeyesin. Pazar bilindik Pazar aldığım şeylere gelince portakal, mandalina, elma, ıspanak, marul, 3 demek maydanoz, 3 demet tere bunların ikisi de 2 demet fiyatına (laf aramızda pazarda da pazarlık yaptık =)…), kırmızı lahana, limon yanlış hatırlamıyorsam hepsi bu kadardı haa bi de kestane alacaktım ama pek beğenmedim kestaneleri sayın kestaneseverler :D…aşağıda Barışçubuğu size Pazar fiyatlarını gururla sunar görün bakın karşılaştırma yapın bana da yazın =);

Portakal 1 tl/kg
Mandalina 1.5 tl/kg
Ispanak 1.5 tl/demet
Marul 1 tl/demet
Maydanoz 0.5 tl/demet
Tere 0.5 tl/demet
Lahana 1.5 tl/kg
Limon 1 tl/kg

Şimdi gelelim bunu neden anlatıverdim sizlere. İzahı pek mümkün okuyun anlayın; küresel ısınma dedikleri ısınmayla birlikte soğumanın da dengesizleştiği bir dünya düzenine giderken insanların kaynakları hoyratça kullanmaları ne kadar büyük bir aptallık. Eskiden pazara insanlar fileyle çıkarlarmış sevgili akranlarım biz Türk filmlerinde bıraksak da bu olayı aslında ne kadar da büyük bir silah o iğrenç plastik poşetlere karşı. Hatırlıyorum küçükken eskilerin arasından ben de bulmuştum bu filelerden, bizimkiler de kullanırmış. Bugün tekrar bakıverdim lakin bulmak ne mümkün. Bir de şu var hani bu koskoca gross, hiper, süper marketlerde çevre dostu kâğıttan torbaları bilmem kaç tl diye fahiş fiyatlara satanlara gıcığım. Bu ne saçmalıktır, geri dönüşüm bu kadar pahalı olmamalı ki insanlar için bir tercih sebebi olabilsin artı hani çevreciydin! Neden satarsın ki koy kasanın başına poşetlerin yerine onun türevinde bir kese kâğıdı hem doğa sevinsin hem vatandaş. Ama nerdeeeee, bu vahşi kapitalizm insanlıktan uzaklaştırıyor bizi biraz da, sosyalizm sever akranlarım yani kapitalizmi insanlık için uygun bulan insanlardan biri olarak bu kadar aldatmacayı ve para hırsını da âdemoğluna yakıştıramamaktayım. Üç günlük dünyada taht diye çıkacaksın o musalla taşına diyor Cahit Sıtkı biraz bunlara da kulak verelim …

24 Ocak 2010 Pazar

YaŞaM KoÇ'u

Kasım 2008de açmış olduğum blog’a bugün ilk yazımı koymak da ne büyük bir tembellik, sanırsam biraz da her şeyi kendine saklama eğilimi yani bencillik =)…neyse potansiyel takipçilerim sorabilirsiniz o kadar bekledin yazmayaydın daha iyiydi die… ama işte gıcıklık yazıciiim ve siz de benim keyfimi bekleyeceksiniz kusura kalmayın…
Uzatmadan gireyim konuya dün gece sevdiğim, yegane arkadaşlarımdan biriyle hayat üzerine konuşurken birden insanlar üzerindeki etkime geldi konu derken insanları yönlendirebildiğimi, onların güveninde ciddi anlamda revizyon yaptığımı başka dillerden duymak beni 22 yıllık uykumdan uyandırdı. Düşündüm ve karar verdim yaşam koçu olabilirim, hatta eski yaşanmışlıkları hatırladığım vakit bu yeterlilik kipi kullanılmış kelimenin benim durumum için yeteriz olduğunu fark ettim ve onu gereklilik kipiyle değiştirdim. Evet yaşam koçu olmalıyım ve ne şanslıyım ki ilk ciddi patient’ımı (müşteri veya hasta demek istemiyorum Türkçede buna uygun kelime olduğunu da sanmıyorum velev ki varsa beni aydınlatmanızı da bekliyorum) buldum ve ilk tavsiyelerimi de kendilerine ilettim görelim bakalım neler olacak, nasıl geribildirimler alacağız ilerleyen zamanlarda.
Ben ki amatör bir yaşam koçu olarak siz sevgili takipçilerime şimdilik verebileceğim en kıymetli tavsiye; “her şeyi çıkardığınız vakit geride kalansınızdır siz, o geriye kalanın ayakta durabileceği biçimde adımlar atınız ki yalnız kaldığınızda devrilmeyesiniz. Hayatınızı hiç bir şeye endekslemeyin eğer ki endeksleyecekseniz birkaç varlığa endeksleyin ki kaybetme riskini azaltın alın size finans dersi hayatınızın portföyünü oluşturun, bir yatırım zarar ederken öteki kara geçebilsin ve siz de açığınızı böyle kapatıp hayatta kalın…