BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS »

3 Şubat 2010 Çarşamba

İmam osurdu sıra cemaatte


Gündemimize Saddam’ın hardal gazı bombası cinsinden bir bomba düştü. Kokusu Türkiye’yi sardı. Gerek görsel gerek yazılı basında arzı endam eden bu haber meclis kavgasından başka bir şey değil sevgili şiddet sevmeyen okurlarım. Evet, ağır sıkletler kapıştı; milletvekilleri dalaştı, bakanlar idareye ahkâm kesti, başbakan kükredi… Biz bunları Uzakdoğu meclislerinde görmeye alışıktık. Biz ki devlet adabının kitabını insanlık tarihiyle yaşıt olan Türk devletlerinde tecrübe edip Osmanlı yayınevinde bastırdık. Açın bakın mezarları, ecdat ters yatıyordur. Utanmazlar mecliste arz-ı endam ederken ecdat ve millet oluyor utançla olaylara bakan. Ya öteki bakanlar? Onlar güreşmek için ceket çıkarıp kollarını sıyırıyorlar. Haa bir de başpehlivan var elbet. Kimse üstüne almasa da pehlivanlık emaresini bu yaşanların elbette bir sebebi ve de sonucu vardır. Kim kimin eşine dil uzatmış, kim peygambermiş, miş mış muş müş... Bırakın sizden peygamber olmayı hiçbir halt olmaz sayın mebuslar, acaba sizler bizi aptal mı sanarlar. Her şey önümüzde cereyan etti, göreceğimizi gördük, duyacağımızı duyduk. Nedir bu kavga. Elinden şekeri alınmış bir çocuk edasıyla ağabeyleri çağırma, sözlerin bittiği yerde yumrukları konuşturma, başka grupların hanelerine tecavüz eder gibi koltuklarının olduğu safha adeta fethe çıkma. Kim kimi seçti, kim kime oy verdi bunları değerlendirecek ne pozisyondayım ne de muhtevada lakin görünen odur ki imam osurdu hem de zarıl zarıl kokusu Türkiye’yi sardı. Bunu izleyen batılılar bize kıçıyla güldü, barbar Türkler deyip geçiştirdiler. Ve bu üslup bu dönemlerde ortaya çıkar oldu. Kimse kimseyi dinlemiyor. Herkesin ağzında birer bakla geveleyip duruyor. Hiç kimse de çıkıp ulan işin aslı şöyle şöyledir demiyor. Her politikacının ağzında politik cevaplar, gazeteciler soru soruyor cevap olayları tanımlamaktan başka bir şey ifade etmiyor. Şöyle bir örnekle durumu pekiştireyim sevgili açıklık sever okurlarım; vezirlerinden biri padişaha keçi boynuzu getiriyor. Buyurun yiyin zat-ı şahanem diyor. Padişah önce eline alıp şöyle bir bakıyor sonra başlıyor yemeye derken vezire dönüp soruyor nedir bu diye. Vezir akabinde cevaplıyor ne güzel değil mi içindeki bal padişahım. Padişah bu laf üzerine şöyle buyuruyor vezirim siz bana bir damla bal için bir kilo odun yediriyorsunuz. İşte bizim durumumuz da budur bizim önümüze bir odun içinde bir damla bal sunuyorlar çıkar çıkarabilirsen…

0 yorum: